Sadık Albayrak öyle bir demeç verdi ki… Yorumu size bırakıyoruz

Geçmişte yaşanan sıkıntılara ve zorluklara değinen Albayrak, “Biz yaşlılar tabii fazla koşamayacağız ama gençlerin maraton koşucusu olmaları lazım. Bu koşuda en güzel yarış 4×100’dür. Bayrağı alacaksın, 100 metre sonra bir arkadaşına, ikinci 100 metrede ötekine, sonra dördüncüsüne teslim edecek, o da hilali burca dikecek. Şimdi onu bekliyoruz.” diye konuştu.

Albayrak’ın Türkiye’nin yakın tarihine önemli katkılarda bulunan kıymetli bir yazar olduğunu belirten Bıyıklı, “Kaleme aldığı eserlerden beslenen nesiller, Türkiye’nin kaderinin belirlenmesinde kritik kararlar almış, ülkemiz adına hayırlı hizmetlerde bulunmuştur. Kendisine bu program vesilesiyle şükranlarımızı sunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Etkinlikte çeşitli hatıralarını anlatan Sadık Albayrak, konuşmaların ardından yaptığı açıklamada, sağlık sorunları nedeniyle kışın İstanbul’a geldiğini, yaz mevsiminde ise yaylaya çıktığını söyledi.

Albayrak, TYB’nin kuruluş sürecinde ilk üyeleri arasında yer aldığını belirterek, 1980’li yıllardan bugüne Cağaloğlu yokuşunda ömür tüketmiş, Türkiye genelinde birçok hizmetler ifa etmiş arkadaşlarını görmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi.

İLK MECLİS DÖNEMİNDEKİ KURUMLARI YAŞATMAMIZ LAZIM

Sadık Albayrak, 1960 ve 1970’li yıllarda başlayan mücadelenin bugünlere kadar devam ettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Yazılarım 17-18 yaşında Trabzon’daki Hakimiyet ve Demokrat Çaykara adlı gazetelerde çıktı, sonra İstanbul’a geldim, 1970’li yıllardan itibaren basımla çok ilgilendim, telifat ortaya koymaya çalıştım. 1980’den sonra ise 15 yıllık Diyanet görevimi kapattım. Resmi ideolojinin Demokles’in kılıcı gibi insanların kafasında durduğu 657 sayılı kanun doğrultusunda, Diyanet’teki işime son verdiler. Ondan sonra da yazarlığa, gazeteciliğe başladım. 40-50 kadar eser yazdım.”
Yakın tarihteki olaylardan örnekler veren, arşivlerin önemini vurgulayan Albayrak, “Anadolu Ajansının çok büyük bir hizmet ifa etmesi gerektiğine inanıyorum. Ne varsa bir mektup, bir pul bunları toplayıp arşivimizi, geleceğimizi zenginleştirmemiz lazım. Onun için Kızılay, Anadolu Ajansı gibi Cumhuriyetin İlk Meclis dönemindeki kurumlarını yaşatmak boynumuzun borcudur.” değerlendirmesini yaptı.

Kaleme aldığı eserlere ilişkin bilgiler veren usta yazar, Cumhuriyetin 100. yılına özel olarak İlk Meclis’ten hareketle “Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar” adlı eseri yazdığını belirterek, “O yiğidin düştüğü yer, Türkiye’nin bugünkü hedefini gösteriyor. Onun için bu kitabın yeni baskısında bu beklenen kurtarıcının kim olduğunu yazacağım.” şeklinde konuştu.
Necip Fazıl Kısakürek’in 1965’te Büyük Doğu’da yazdığı yazılara işaret eden Albayrak, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin ibadete açılması gibi tarihte hayal dahi edilemeyecek gelişmelerin Allah’ın lütfuyla yaşandığına dikkati çekti.

BU TOPRAKLARA LAYIZ BİR NESİL OLARAK MÜCADELE VERELİM

Önceki kitaplarının eksiklerini tamamlayarak yeniden bastırdığını, “Son Devir Osmanlı Uleması” kitabına 3 cilt daha ilave yaparak, 8 ciltli haliyle eseri okuyucuyla buluşturacağını sözlerine ekleyen Albayrak, şunları söyledi:
“Eserlerimi gelecek nesillere de aktaracağım. Vereceğim mesaj da şu olacak; sadece Diyarbakır’da, Denizli’de, Adana’da değil, Yemen’den Batum’a, Diyarbakır’dan Edirne’ye, Manastır’a, Selanik’e, Kosova’ya kadar yayılmış olan müftüler, kadılar, naipler, müderrisler İstanbul’dan maaş alıyor, İstanbul’dan tayin ediliyordu. Şimdi ise böyle bir şey yok. Her şey aslına döner ve bu topraklardaki ruh da yeniden aslına dönecek, yeniden hayat bulacak. Yeter ki biz imtihanı kazanalım. Bu topraklara layık bir nesil olarak mücadele verelim. Benim yapmak istediğim bu veya bir katre, bir damla, bir karınca kadar adım atmak.”
Geçmişte yaşanan sıkıntılara ve zorluklara değinen Albayrak, “Biz yaşlılar tabii fazla koşamayacağız ama gençlerin maraton koşucusu olmaları lazım. Bu koşuda en güzel yarış 4×100’dür. Bayrağı alacaksın, 100 metre sonra bir arkadaşına, ikinci 100 metrede ötekine, sonra dördüncüsüne teslim edecek, o da hilali burca dikecek. Şimdi onu bekliyoruz.” diye konuştu.
Ahmet Ağırakça, Dursun Gürlek, Resul Tosun, Muzaffer Doğan, Selahaddin Eş Çakırgil, Halil Gölve, Bayram Öz, Mustafa Özcan, Fazlı Karaman, Ömer Yorulmaz, Mekki Yassıkaya, Reşat Şen, Hasan Güneşer, Şerif Aydemir, Hüseyin Yorulmaz, Ali Ayar ve Cafer Sadık Özlevent’in de arasında bulunduğu edebiyatçı ve yazarların katıldığı etkinlik, hatıra fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi.

Odatv.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir